Erdoğan TOZOĞLU

Bestekâr – Müzisyen


Konya Ereğli Kuzukuyusu Köyü’nde 1 Nisan (1 Ramazan) 1957 günü sahur vaktinde Dünya’ya geldi. Güçlü bir hafızaya sahip olması, radyodan dinlediği bir müzik programını baştan sona hatasız tekrarlaması Nuri Usta’nın dikkatini çekmiş ve küçük yeğenine müziğe olan yeteneğine yardımcı olması için küçük bir kanun yaptırmıştır. İlkokul 4. Sınıfta iken okullarında Staj yapmakta olan İsmail isminde bir lise son sınıf öğrencisinden nota solfej ve bağlama çalmayı öğrenmiştir. Kanununu kaybetmesi ve İsmail öğretmenin ikinci dönem okula gelmemesi (muhtemelen hastalığı sebebiyle okulu terk etmesi) sebebiyle uzun bir süre müzik icrasından uzak kalmıştır. Orta okula başlaması ile birlikte komşuları olan Recep öğretmenin kemanı ile tanışmış ve müziğe tekrar başlamış, Babasının İstanbul’dan getirttiği mandolin ile okul topluluklarının aranılan elemanı olmuştur.

Zaman zaman memleketi olan Ereğli’ye gelen ve babasının hafızlık arkadaşı olan Bestekar ve Ankara Radyosu Ses Sanatçısı Mustafa SEYRAN’dan yaşına göre ciddi bir müzik eğitimi almış, makam ve usül öğrenmiştir. Hocasının 2 Ağustos 1972 günü elim bir trafik kazasında vefat etmesi yine onu bir süre müzikten uzak kalmasına sebep olmuştur. Fakülte 1. Sınıfta okurken yenilen takımın bir tepsi baklava alacağı bir futbol maçının ardından Konya Yüksek Öğrenim Öğrenci Yurdunda Necdet TOKATLIOĞLU ile tanışmıştır. Mustafa SEYRAN’ın özel öğrencisi olması ileri seviyede Türk Müziğine vakıf olması ve siyasi düşüncelerinin de aynı olması sebepleriyle yeni hocası kendisi ile özel olarak uzun süre ilgilenmiş bunun sonucunda müzikle tekrar barışmış ve bilgi dağarcığını doldurmaya devam etmeye başlamıştır. Öğrenci evinde Konservatuar öğrencisi arkadaşları ile Batı Müziği çalışarak bu konuda da kısmen de olsa eksiğini gidermeye gayret etmiştir.

Anarşi ortamında her öğrenci gibi olumsuzluklardan etkilenmiş ancak müzik enstrümanları kurtarıcısı olmuştur. Ahmet HATİPOĞLU ile tanıştıktan sonra Tasavvuf Mûsıkîsine de merak salmış, hocasının verdiği notaları temize çekmekle uğraşmış bazı ilahilerin notasını yeniden yazmıştır. Hocasıyla beraber o zaman hayattaki en büyük değerlerden İsmail Baha SÜRELSAN’ın elini öpme imkanı bulmuş, Mühendislik öğrencisi olması sebebiyle ünlü hocanın müsamahasını kazanmıştır. Böylece cumartesi meşklerinde kapı kenarında da olsa özel icralara yakından şahit olmuştur. 1976 yılının yaz aylarında hemen hemen her hafta sonunun Prof. Dr. Alâeddin Yavaşca hocadan İleri Türk Mûsıkîsi ve kompozisyon dersleri alarak geçirdi.

Makine Fakültesini bitirip de mühendislik hayatına atıldığında bir yandan dil kursları bir yandan Yüksek Lisans eğitiminden zaman kalmayınca müzik ile uğraşma fırsatı bulamamış ancak uzun süreli görev yaptığı yerlerde ya Amatör korolar kurarak veya mevcut korolar varsa destek vererek Türk Mûsıkîsinin toplumumuza yayılması ve gelecek kuşaklara aktarılmasına hizmet etti. Bu esnada pek çok ilahi ve şarkı besteledi, pek çok öğrenci yetiştirdi. Mesleki hayatını uzun bir süre kendi işinin başında zaman zaman çeşitli kamu ve özel sektör kuruluşlarında sürdürdü. Halen mesleki çalışmasına devam etmektedir.